Denizli'de 26 Yaşındaki Genç Hayatına Son Verdi
Denizli'de 26 Yaşındaki Genç H...
14:14Denizli'de yaşlı kadın evinde ölü bulundu
Denizli'de yaşlı kadın evinde...
09:31Denizli’de Hayatını Kaybeden Madenci Dualarla Uğurlandı
Denizli’de Hayatını Kaybeden M...
16:22Denizli’de Maden Göçüğünden Müjdeli Haber: 2 İşçi de Sağ Ola...
Denizli’de Maden Göçüğünden Mü...
Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Selma Tekin, 11 Nisan Dünya Parkinson Hastalığı Günü kapsamında açıklama yaptı.
PAÜ Hastaneleri Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Selma Tekin Parkinson
hastalığına ilişkin yaptığı açıklamada şunları ifade etti: “11 Nisan Dünya Parkinson Hastalığı
Günü, toplumda farkındalık oluşturmak ve erken tanının önemine dikkat çekmek açısından
önemli bir fırsat sunuyor. Parkinson hastalığı, Alzheimer’dan sonra dünyada en sık görülen
ikinci nörodejeneratif hastalık olarak biliniyor. Hastalık, beynin “substantia nigra” (beyinde
hareket kontrolünde görevli bir bölge) adı verilen bölgesinde dopamin (hareketleri düzenleyen
kimyasal madde) üreten sinir hücrelerinin ilerleyici kaybı sonucu ortaya çıkıyor. Dopamin
eksikliği ise hareketlerin koordinasyonunu ve akıcılığını doğrudan etkiliyor. Parkinson
hastalığında belirtiler genellikle hücre kaybı belirli bir seviyeye ulaştıktan sonra ortaya
çıkıyor. En sık görülen motor belirtiler arasında istirahat halinde ortaya çıkan titreme,
hareketlerde yavaşlama, kaslarda sertlik ve ileri evrelerde denge bozuklukları yer alıyor.
Bununla birlikte hastalık yalnızca hareket sistemiyle sınırlı kalmıyor. Koku alma duyusunda
azalma, uyku bozuklukları, kabızlık, depresyon ve anksiyete gibi motor dışı belirtiler de
sürecin önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu belirtiler bazı hastalarda yıllar öncesinden
kendini gösterebiliyor.”
Doç. Dr. Tekin: “Titreme, hareketlerde yavaşlama veya koku kaybı fark ederseniz vakit
kaybetmeden uzmana başvurun.”
Günümüzde Parkinson hastalığını tamamen ortadan kaldıran bir tedavi bulunmadığına
değinen Doç. Dr. Selma Tekin: “Uygulanan medikal tedaviler, cerrahi yöntemler ve
destekleyici yaklaşımlar sayesinde hastalığın belirtileri büyük ölçüde kontrol altına
alınabiliyor. Nörolojik takibin yanı sıra fizik tedavi, konuşma ve yutma terapileri ile
psikolojik destek, hastaların yaşam kalitesini artırmada önemli rol oynuyor. Erken tanı,
Parkinson hastalığının seyrini belirleyen en kritik unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
Belirtilerin erken fark edilmesi ve zaman kaybetmeden bir nöroloji uzmanına başvurulması,
hastaların bağımsız yaşam sürelerinin uzamasına katkı sağlıyor. Bu nedenle toplumda bilinç
düzeyinin artırılması, hastalıkla mücadelede önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.” dedi.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir